Kelimelerin kendilerine has çağrışımları vardır; bu konuda kendilerinden hiç taviz vermezler, dolayısıyla onlara hükmedemezsiniz. Onların suyuna gitmemekte diretir ve istediğiniz şekilde kullanırsanız, size bunun bedelini pahalıya ödetirler. Sözgelimi, "sağlamak" fiilini "Bu da bizim kavga etmemizi sağladı" gibi bağlamlarda kullanıyorsanız, ÖSS ve benzeri sınavlarda anlatım bozukluğu sorusu mağduru olmanız işten bile değildir. Sınavlarda ne yaptığınızı kimse bilmez; ama aynı hatayı bir de dilin kullanımı konusunda hassas insanların yanında yaparsanız ya maskara olursunuz ya da bazı fanatiklerce linç edilirsiniz.
Kelimelerin kendilerine has çağrışımları vardır ve onlar bu konuda çok hassastırlar. Bazı kelimeleri yalnızca olumlu, bazılarınıysa olumsuz bağlamlarda kullanabilirsiniz. Nötr olup ortada duran kelimeler de vardır; zaten genelde başınız onlarla derde girmez.
İş yetiştirme kaygısıyla çalakalem çeviri yapanların ya da özensiz çevirmenlerin sıkça yaptıkları hatalardan biridir İngilizce – Türkçe kelimelerin olumlu, olumsuz ya da nötr çağrışımlarının göz önünde bulundurulmaması. "Contribute" kelimesini ele alalım; bizdeki karşılığı "katkıda bulunmak" ve İngilizce'de de genellikle olumlu durumlar için kullanılır; şu cümlede olduğu gibi:
"You could also contribute to the safeguard of the places you are visiting."
"Ayrıca ziyaret ettiğiniz yerlerin korunmasına da katkıda bulunabilirsiniz."
Ancak aynı kelimenin olumsuz durumlarda kullanıldığına da şahit olabilirsiniz:
"This 'solarization' project of Parco Nazionale Dolomiti Bellunesi aims at promoting an area which does not contribute to the global climate change through the emission of greenhouse effect gases."
Kelime bu tür bağlamlarda kullanılabilir mi? O zaman "contribute" etliye sütlüye karışmadan herkesin gönlünü hoş etmeye çalışan bir kelime mi? Yoksa metnin yazarının ana dili İngilizce değil mi de kendisi böyle komik bir hata yapıyor? İlk sorunun cevabını alabileceğimiz en sağlıklı kaynak İngilizce'yi ana dili olarak konuşan biridir elbette. "Contribute" kelimesinin burada kullanılması manidardır: Bahsi geçen alan iklim değişikliğine gerçekten katkıda bulunacaktır; çünkü tek başına iklim değişikliğine yol açamayacağı gibi iklim değişikliği zaten başlamış ve devam eden bir süreçtir. Buna ancak katkıda bulunabilirsiniz ya da bulunmazsınız.
Kelimenin doğasıyla ilgilenecek zamanınız yoksa ve hemen çeviriyi bitirmeniz gerekiyorsa bu soruların üstünde durmaz, çeviriyi yaparsınız. Ama nasıl?
"Dolomiti Bellunesi Ulusal Parkı'nın bu 'solarizasyon' projesi sera etkisi gazlarının emisyonuyla dünya çapında iklim değişikliğine katkıda bulunmayan bir alan yaratmayı amaçlamaktadır" şeklinde mi?
Yoksa...
İşte size zor bir kelime!
Anadilinden farklı bir dile çevrilen bir metni kendi dilinize tercüme
ettiğinizde çeşitli zorluklarla karşılaşabiliyorsunuz. Bunlardan biri
karşılaştığınız anlamsız cümleler ya da yanlış kullanılan kelimeler. Uzun
bir süre cümle üzerinde düşünüyor sonra daha farklı bir şey mi anlatmaya
çalışmışlar ya da acaba ben mi yanlış çeviriyorum diye kendinize şüpheyle
soruyorsunuz. Tabi eğer biraz teknik terimler de içeriyorsa yanlış kelimeyi
terim zannedip saatlerce araştırmanız da cabası. Bunların hepsi vakit
kaybına ve çevirinizin akıcılığını kaybetmesine neden olabiliyor. Aynı
zamanda yanlış çeviri yapma tehlikesiyle de karşı karşıya kalabiliyorsunuz.
Aşağıdaki cümlede olduğu gibi farklı kullanılan bir kelime sizi hayretler
içinde bırakıp acaba bu kelimenin konuyla ne ilgisi var diye sizi
düşündürüyor. Böylece dakikalarca bir kelime üzerinde düşünerek,
araştırarak, metni müşteriye sorduğunuzda ondan bir cevap gelmesini
bekleyerek zaman kaybedebiliyorsunuz. Acaba bu cümlenin orijinali
içerisinde, yosun kelimesinin İngilizce karşılığı olan "moss" kelimesini
görebiliyor musunuz ya da "musk" kelimesinin aynı anlamda kullanabileceği
aklınıza gelebilir mi?
-There are many springs emerging to the surface in woodlands, accompanied by
showy cushions of musk.
Gösterişli yosun oluşumlarının eşlik ettiği ve ormanlık alanlarda yeryüzüne
çıkan birçok kaynak bulunur.
Bir başka konu da kötü bir anlatımı çevirinizde düzeltebilmek. Aşağıdaki
cümlede "respect" ile asıl anlatılmak istenen doğaya zarar verilmemesi. Önce
şaşkınlıkla cümleyi okuyorsunuz sonra Türkçe'ye anlamını bozmadan nasıl
güzel aktarabileceğinizi düşünüyorsunuz.
-Mushrooms, berries, minerals, and archaeological finds will be handled with
due respect.
Mantarlar, böğürtlenler, mineraller ve arkeolojik kalıntılara zarar
verilmeyecektir.
Karşılaşabileceğimiz tehlikelerden sadece ikisi bu. Ama bu tehlikelere karşı
en büyük silahımız anlama sadık kalarak özgür düşünebilmek.
Yolda yürürken gözünüz mağazaların vitrinlerine, yoldan geçen insanlara takılır ve zaman zaman burası Türkiye mi kardeşim dediğiniz olur mutlaka. Ankara sokaklarında yürüyen bir adam düşünün üzerinde “Too many men not enough time” (Çok adam var ama vaktim az) yazılı bir tişört (tamamen gerçektir). İngilizce biliyorsanız önce gülersiniz sonra aklınıza çeşitli sorular gelir?
1-Yeni bir iletişim yöntemi mi bulmuş?
2-Bunu bilinçli mi giymiş?
3-Gerçekten İngilizce biliyor mu?
4-İngilizce bilse bunu giyer miydi?
5-Adam eşcinsel mi?
Üzerinde journey to Brazil ya da Brezilya’ya yolculuk yazılı bir tişörtten sizce hangisi daha çok satar? Hiç şüphesiz ilki. İsim yabancı olunca çekiciliği de artıyor. Bunun farkında olan üretim sektörü de bu nimeti değerlendiriyor.
Bir dilin küreselleşmek adı altında tamamen kapitalistik amaçlarla kötüye kullanıldığını görmek aslında çok üzücü. Ortak bir dilimiz olsun, dünyadaki herkes birbirini anlasın. Kimsenin buna karşı çıktığı yok zaten. Yalnız gerçek amaç iletişimse.
Turistik mekanlarda ülkemize gelen yabancılar kendilerini yabancı hissetmesinler, arada iletişim bağı kurulsun diye kafe, restoran gibi yerlere yabancı isimler verilmesinde hiçbir sakınca yok. Kişi vejeteryansa kebapçıya gitmesin değil mi?
Ayrıca bazı şirketlerde uluslararası pazarlarda yer edinebilmek ve dış ilişkiler kurabilmek için yabancı adlar kullanmayı tercih ediyor. Bu da doğru bir yaklaşım.
Ancak dünya halkıyla iletişim kuralım derken tamamen ekonomik çıkarlara dayalı nedenlerle kendi dilimizden uzaklaşmayalım.
Kimi zaman çeviremediğimiz bazı kelimeler olur. Suçu doğrudan Türkçe'ye atarız ne kadar fakir şu Türkçe deriz. Aramızdan bazıları Arapça, Farsça, Fransızca kökenli kelimeleri görmekten bıkmış olsa gerek yeni çareler bulmuş. Eeee ne de olsa Türkçe okunduğu gibi yazılan bir dil. Aşağıdakiler tamamen gerçek olup bazı mağazaların vitrinlerinde alınmıştır!
Aypot bulunur
Kızılötesi ve Bülütütlü Siemens Motorola Telefonlar
Sidi Disket Geldi
Pilipis Tasarruflu Ampul 4.00 YTL.
Presteyşin Oyunları Satılır Değiştirilir
Siz Mukaddes Kitap'ı Eskimo diline çeviriyor olsaydınız, "hurma ağacı"nı nasıl çevirirdiniz? Yaşamlarında yer almayan bir ağacı buzlar diyarında yaşayan o insanlara nasıl anlatırdınız?
Hepimiz zaman zaman kültürümüzde yer almayan kavramları dilimize çevirmek durumunda kalıyoruz. Hiçbir şey çevrilemez değildir herhalde; çevrilirken özünden bir şeyler kaybetse de...
Benim şu sıralar boğuştuğum kelime "hurma ağacı" kadar zor değil; ama "akıl akıldan üstündür" düsturuna dayanarak diğer çevirmenlerin fikrini almak istedim: Orta çağda şövalyeler becerilerini kanıtlamak için kendi aralarında yarışmalar (jousting) yaparlarmış; bu yarışmalarda genellikle at üstünde mızrak kullanarak rakiplerini atlarından düşürmeye çalışırlarmış. Yarışma öncesi elbette bir talim evresi olurmuş; bu talimleri ise "quintain" adı verilen, bir direk üstüne paralel yerleştirilmiş ikinci bir direk üstünde yaparlarmış. "quintain" onların hayali hasımlarıymış. Bir boksörün kum torbasını yumruklaması gibi bir durum bu da.
TDK'nın 1948 yılında hazırlanmış Fransızca - Türkçe dizininde "quintain" "beşli. Beş dizeli dönü veya kesek." olarak tanımlanıyor. Genel olarak başvurduğumuz internet sözlüklerinde ise bu kelime geçmiyor. Google arama motorunda "quintain" yazıp grafiklerde aradığınızda bu nesneyi görebilirsiniz. Eminim benim naçizane yaptığım betimlemeden daha açıklayıcı olacaktır.
Uzun lafın kısası, "quintain" kelimesini Türkçe'ye nasıl çevirebiliriz? Önerilerinizi benimle paylaşmanızdan memnuniyet duyarım.
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun |
|---|---|---|---|---|---|---|
| << < | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||