Adına baktığınızda sadece bir sözlük olarak başvurabileceğiniz faydalı bir sayfa olarak görünüyor. Ama insanın aklına adının neden “ekşi” olduğu ile ilgili bir soru da getirmiyor değil. Ekşi olmasının nedenini içine girip baktığınızda anlayabiliyorsunuz. Pek çok görüşün kabul görmesi beklenilmeksizin paylaşıldığı, insanların hoşuna gitmeyecek fikirlerin de içinde yer alabildiği, tartışmaların yaşandığı ve bu bilgi paylaşımı sırasında hem eğlenip hem de doğru bilgiye ulaşabildiğiniz bir platform olarak görülmekte. Ancak pek çok bilgiyle karşılaştığınız bu sitede doğru bilginin hangisi olduğuna karar vermek de ayrı bir tehlike. Ya da tam tersi, yaşadığımız tüm kavram kargaşalarını gözler önüne sererek araştırmaya nereden başlayacağımıza karar vermede bize yardımcı olmakta.
Kavram kargaşalarıyla en çok teknik konularda karşılaşmaktayız. Her alanın kendine has bir terminolojisi bulunmakta. Ancak biz bu kavramları ne kadar doğru bir şekilde yerinde kullanmaktayız? Ya da çeviri yaparken tam karşılıklarını verebilmek için doğru bilgi kaynağına nasıl ulaşmaktayız ve neye göre doğru olduğuna karar vermekteyiz? İşte bu noktada ekşi sözlük tam bir referans oluşturmamakta. Zaten böyle bir referans oluşturma kaygısı da taşımamakta. İnsanlar özgürce fikir alışverişinde bulunmakta ve kendileri ifade edebildikleri bir ortam yaratmakta. Ama yine de pek çok kişinin söylenenleri dikkate aldığı bir site. Bunun yarattığı tehlikede yanlış bilginin doğru zannedilmesi sonucu meydana gelen kavram kargaşası.
Örneğin “frost bite” için soğuk ısırığı, bir oyun adı gibi çok farklı karşılıklar verilmekte. Bununla birlikte, Türkçe karşılığı verilmeden ne olduğu açıklanmakta. Tabi bunlar içinde bir tanesi doğru ama hangisinin doğru olduğuna kendi alanıyla ilgili kaynakları araştırdığınızda karar verebilmektesiniz. Diğer bir örnek ise “loop”. Bu kelimenin pek çok Türkçe karşılığı olmasına rağmen, sayfanın kendi kullanıcıları sadece bu kelimeyi İngilizce olarak Türkçe cümleler içinde kullanmakta. Diğer bir deyişle İngilizce ve Türkçe kelimelerle hangi dilde yazıldığını anlayamadığınız bir dille anlatmaya çalışmaktalar. Ama güzel tarafı ise aynı zamanda başka bir kullanıcının bu duruma güzel bir açıklama ile eleştiri getirebilmesi. Gözüme çarpan bir başka terim ise “slot”. Kullanıcılar karşılaştıkları bu terimi sadece gördükleri yerdeki anlamıyla ve Türkçe karşılığını vermeden siteyi ziyaret edenlere sunmakta. Oysa bu terimin bilişim terminolojisinde “yuva” olarak bir karşılığı bulunmakta. Bu terimle ilk kez karşılaşan ve bu siteyi bir referans bir sözlük olarak kullananların düşecekleri tehlikeyi görebiliyor musunuz?
Aslında bu gibi olumsuz etkileri kendi lehimize çevirmenin güzel bir yolu var. Ne aradığımızı bilerek bunların arasından doğru olanı yakalayarak araştırmamızı farklı referans kaynaklara yönlendirmek. Bu çok sesli sayfa en azından ne aradığını bilen araştırmacılara yanlış ve doğru bilgi hakkında ipucu sunabilmekte. Böylelikle araştırma sırasında karşılaşabilecekleri şeylere onları hazırlamakta.
“Türkiye demokratik bir ülkedir, insanlar ifadelerini açıklamakta özgürdür.”
Bu madde aslında tamamen bir aldatmaca. Böyle bir maddenin gerçek amacı şu: Düşünceni söyle biz de seni tutuklayalım. Aman sakın bu maddeye aldanıp da beyninizden geçenleri dışa vurmayın, hele ki kitap yazmak mı bu düşünceyi aklınızdan bile geçirmeyin.
Elif Şafak’ın Baba ve Piç adlı romanından dolayı yaşadıkları bu durum için güzel ama acı bir örnek. Elif Şafak romanındaki tamamen hayal ürünü karakterler yüzünden Türklüğü aşağılamak suçuyla yargılandı. Türkler hakkında kötü düşünen hayal ürünü Ermeniler’in kurduğu cümleler tek tek seçilip aksini düşünenlerin kurduğu cümleler göz ardı edilerek yazar hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Bu olay tamamen provokasyon amaçlıdır.
Herkesin işine geleni görüp duyduğu bir ülkede çevirmen olmak da zor. Burası 301. maddeye göre bir çevirmenin “işleme eser sahibi” olarak sırf yazarın söylediklerini çevirdi diye yargılanma ihtimalinin olduğu bir ülke. Daha açık olmak gerekirse, bir gün Usame Bin Ladin TV’den Ankara’ya bombalı saldırı düzenleyeceğiz diye yandaşlarına çağrıda bulunursa, bir çevirmen olarak bu daveti asla çevirmezdim.
Çevirmenin görevi karşı taraf ne söylediyse onu aynen çevirmektir. Bunun anlaşılmayacak hiçbir yanı yok. Bunu yapmazsak Usame Bin Ladin Ankara’yı bombaladıktan sonra haberimiz olur.
Her şeye rağmen çevirmenler günümüz kutlu olsun.
Kelimelerin kendilerine has çağrışımları vardır; bu konuda kendilerinden hiç taviz vermezler, dolayısıyla onlara hükmedemezsiniz. Onların suyuna gitmemekte diretir ve istediğiniz şekilde kullanırsanız, size bunun bedelini pahalıya ödetirler. Sözgelimi, "sağlamak" fiilini "Bu da bizim kavga etmemizi sağladı" gibi bağlamlarda kullanıyorsanız, ÖSS ve benzeri sınavlarda anlatım bozukluğu sorusu mağduru olmanız işten bile değildir. Sınavlarda ne yaptığınızı kimse bilmez; ama aynı hatayı bir de dilin kullanımı konusunda hassas insanların yanında yaparsanız ya maskara olursunuz ya da bazı fanatiklerce linç edilirsiniz.
Kelimelerin kendilerine has çağrışımları vardır ve onlar bu konuda çok hassastırlar. Bazı kelimeleri yalnızca olumlu, bazılarınıysa olumsuz bağlamlarda kullanabilirsiniz. Nötr olup ortada duran kelimeler de vardır; zaten genelde başınız onlarla derde girmez.
İş yetiştirme kaygısıyla çalakalem çeviri yapanların ya da özensiz çevirmenlerin sıkça yaptıkları hatalardan biridir İngilizce – Türkçe kelimelerin olumlu, olumsuz ya da nötr çağrışımlarının göz önünde bulundurulmaması. "Contribute" kelimesini ele alalım; bizdeki karşılığı "katkıda bulunmak" ve İngilizce'de de genellikle olumlu durumlar için kullanılır; şu cümlede olduğu gibi:
"You could also contribute to the safeguard of the places you are visiting."
"Ayrıca ziyaret ettiğiniz yerlerin korunmasına da katkıda bulunabilirsiniz."
Ancak aynı kelimenin olumsuz durumlarda kullanıldığına da şahit olabilirsiniz:
"This 'solarization' project of Parco Nazionale Dolomiti Bellunesi aims at promoting an area which does not contribute to the global climate change through the emission of greenhouse effect gases."
Kelime bu tür bağlamlarda kullanılabilir mi? O zaman "contribute" etliye sütlüye karışmadan herkesin gönlünü hoş etmeye çalışan bir kelime mi? Yoksa metnin yazarının ana dili İngilizce değil mi de kendisi böyle komik bir hata yapıyor? İlk sorunun cevabını alabileceğimiz en sağlıklı kaynak İngilizce'yi ana dili olarak konuşan biridir elbette. "Contribute" kelimesinin burada kullanılması manidardır: Bahsi geçen alan iklim değişikliğine gerçekten katkıda bulunacaktır; çünkü tek başına iklim değişikliğine yol açamayacağı gibi iklim değişikliği zaten başlamış ve devam eden bir süreçtir. Buna ancak katkıda bulunabilirsiniz ya da bulunmazsınız.
Kelimenin doğasıyla ilgilenecek zamanınız yoksa ve hemen çeviriyi bitirmeniz gerekiyorsa bu soruların üstünde durmaz, çeviriyi yaparsınız. Ama nasıl?
"Dolomiti Bellunesi Ulusal Parkı'nın bu 'solarizasyon' projesi sera etkisi gazlarının emisyonuyla dünya çapında iklim değişikliğine katkıda bulunmayan bir alan yaratmayı amaçlamaktadır" şeklinde mi?
Yoksa...
İşte size zor bir kelime!
Anadilinden farklı bir dile çevrilen bir metni kendi dilinize tercüme
ettiğinizde çeşitli zorluklarla karşılaşabiliyorsunuz. Bunlardan biri
karşılaştığınız anlamsız cümleler ya da yanlış kullanılan kelimeler. Uzun
bir süre cümle üzerinde düşünüyor sonra daha farklı bir şey mi anlatmaya
çalışmışlar ya da acaba ben mi yanlış çeviriyorum diye kendinize şüpheyle
soruyorsunuz. Tabi eğer biraz teknik terimler de içeriyorsa yanlış kelimeyi
terim zannedip saatlerce araştırmanız da cabası. Bunların hepsi vakit
kaybına ve çevirinizin akıcılığını kaybetmesine neden olabiliyor. Aynı
zamanda yanlış çeviri yapma tehlikesiyle de karşı karşıya kalabiliyorsunuz.
Aşağıdaki cümlede olduğu gibi farklı kullanılan bir kelime sizi hayretler
içinde bırakıp acaba bu kelimenin konuyla ne ilgisi var diye sizi
düşündürüyor. Böylece dakikalarca bir kelime üzerinde düşünerek,
araştırarak, metni müşteriye sorduğunuzda ondan bir cevap gelmesini
bekleyerek zaman kaybedebiliyorsunuz. Acaba bu cümlenin orijinali
içerisinde, yosun kelimesinin İngilizce karşılığı olan "moss" kelimesini
görebiliyor musunuz ya da "musk" kelimesinin aynı anlamda kullanabileceği
aklınıza gelebilir mi?
-There are many springs emerging to the surface in woodlands, accompanied by
showy cushions of musk.
Gösterişli yosun oluşumlarının eşlik ettiği ve ormanlık alanlarda yeryüzüne
çıkan birçok kaynak bulunur.
Bir başka konu da kötü bir anlatımı çevirinizde düzeltebilmek. Aşağıdaki
cümlede "respect" ile asıl anlatılmak istenen doğaya zarar verilmemesi. Önce
şaşkınlıkla cümleyi okuyorsunuz sonra Türkçe'ye anlamını bozmadan nasıl
güzel aktarabileceğinizi düşünüyorsunuz.
-Mushrooms, berries, minerals, and archaeological finds will be handled with
due respect.
Mantarlar, böğürtlenler, mineraller ve arkeolojik kalıntılara zarar
verilmeyecektir.
Karşılaşabileceğimiz tehlikelerden sadece ikisi bu. Ama bu tehlikelere karşı
en büyük silahımız anlama sadık kalarak özgür düşünebilmek.
Kimi zaman çeviremediğimiz bazı kelimeler olur. Suçu doğrudan Türkçe'ye atarız ne kadar fakir şu Türkçe deriz. Aramızdan bazıları Arapça, Farsça, Fransızca kökenli kelimeleri görmekten bıkmış olsa gerek yeni çareler bulmuş. Eeee ne de olsa Türkçe okunduğu gibi yazılan bir dil. Aşağıdakiler tamamen gerçek olup bazı mağazaların vitrinlerinde alınmıştır!
Aypot bulunur
Kızılötesi ve Bülütütlü Siemens Motorola Telefonlar
Sidi Disket Geldi
Pilipis Tasarruflu Ampul 4.00 YTL.
Presteyşin Oyunları Satılır Değiştirilir
:: Next Page >>
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun |
|---|---|---|---|---|---|---|
| << < | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||