Archives for: April 2007

09/04/07

Permalink 13:48:49, by Meryem KUTLU, 268 words, 294 views   Turkish utf-8 (TR)
Categories: Dirty Words

"quintain" şövalyeler dünyasından bir nesne

Siz Mukaddes Kitap'ı Eskimo diline çeviriyor olsaydınız, "hurma ağacı"nı nasıl çevirirdiniz? Yaşamlarında yer almayan bir ağacı buzlar diyarında yaşayan o insanlara nasıl anlatırdınız?

Hepimiz zaman zaman kültürümüzde yer almayan kavramları dilimize çevirmek durumunda kalıyoruz. Hiçbir şey çevrilemez değildir herhalde; çevrilirken özünden bir şeyler kaybetse de...

Benim şu sıralar boğuştuğum kelime "hurma ağacı" kadar zor değil; ama "akıl akıldan üstündür" düsturuna dayanarak diğer çevirmenlerin fikrini almak istedim: Orta çağda şövalyeler becerilerini kanıtlamak için kendi aralarında yarışmalar (jousting) yaparlarmış; bu yarışmalarda genellikle at üstünde mızrak kullanarak rakiplerini atlarından düşürmeye çalışırlarmış. Yarışma öncesi elbette bir talim evresi olurmuş; bu talimleri ise "quintain" adı verilen, bir direk üstüne paralel yerleştirilmiş ikinci bir direk üstünde yaparlarmış. "quintain" onların hayali hasımlarıymış. Bir boksörün kum torbasını yumruklaması gibi bir durum bu da.
TDK'nın 1948 yılında hazırlanmış Fransızca - Türkçe dizininde "quintain" "beşli. Beş dizeli dönü veya kesek." olarak tanımlanıyor. Genel olarak başvurduğumuz internet sözlüklerinde ise bu kelime geçmiyor. Google arama motorunda "quintain" yazıp grafiklerde aradığınızda bu nesneyi görebilirsiniz. Eminim benim naçizane yaptığım betimlemeden daha açıklayıcı olacaktır.
Uzun lafın kısası, "quintain" kelimesini Türkçe'ye nasıl çevirebiliriz? Önerilerinizi benimle paylaşmanızdan memnuniyet duyarım.

05/04/07

Permalink 13:38:49, by Robert JOHNSON, 293 words, 903 views   English (EU)
Categories: Translation issues

Why should poets have license but not translators?

Poetic license is a term most people are familar with. We use it to refer to the freedom given to poets and other literary artists to explain how the rules of language should not inhibit their creativity. The fact that it has become so firmly rooted in our language and culture is proof of the concept's validity and that fact that so many people are involved in the literary arts has facilitated the dissemination of this important idea. However, translation is a much narrower field and therefore fewer people are familiar with the difficulties faced by professionals engaged in translation. Translation is actually necessary so that not everyone has to spend the time and energy necessary to acquire one or more foreign languages or to have native-speaker proficiency in them. The natural outcome of this is that not everyone is aware of the demanding nature of translation. If they were, by now we would have had something called "translatorial license" because in order for a translator to do his/her job correctly he must be given a certain amount of freedom.

Frustration with editors and proofreaders has sparked a number of posts on our blog of late and the source of this frustration is the lack of freedom given to translators as they attempt to render a text from one language into idiomatically correct, effective communication in another. Translators are sort of like Rodney Dangerfield in many respects, i.e. they get none :-)

In the end, however, it is our job as translators to educate customers and work constructively with editors to help them understand the complex nature of our profession. Still, if a customer is not aware of the complex nature of language this will be a difficult task.

Hepimize kolay gelsin!

Permalink 09:35:14, by Meryem KUTLU, 359 words, 352 views   Turkish utf-8 (TR)
Categories: Translation issues

"Klanımızın geleceği sana bağlı!"

Bir çevirmenin tek başına çalışması fikri kabul edilemez; doğru ve güzel bir çevirinin ortaya çıkması için çevirmenin göremediklerini görecek birine ihtiyaç vardır her zaman. Bu nedenle redaktörler, tıpkı sözlükler gibi çevirmenin vazgeçilmezleridir bir bakıma. Ama redaktörler de kendi içlerinde ikiye ayrılırlar: Yaptıklarıyla çevirmeni kendilerine hayran bırakıp "ben niye düşünemedim bunu?" diye hayıflandıranlar, bir de leyleğin kanatlarıyla ayaklarını budayan Nasrettin Hoca misali, çevirmenin tercihlerini dikkate almadan çeviriyi kesip biçenler, kuşa benzetenler; yani çevirisinin son haline baktığında çevirmene küçük çaplı bir şok yaşatanlar...

A Kingdom of Dreams (Düşler Krallığı) her ne kadar popüler kültürün takipçilerine hitap eden bir romansa da, edebiyat çevirisini bir meslek olarak düşünen çevirmeninin ilk göz ağrısıydı. Çevirmenin acemiliği dolayısıyla tökezlediği yerler olacaktı elbette ve bu nedenle çevirmen korkusundan kitabı okuyamayacaktı (Çevirdiğiniz metni uzun bir aradan sonra tekrar okuduğunuzda redaktörün gözüyle görebiliyorsunuz).

Bütün bunları bekliyordum da, güzel bir Türkçe karşılık bulmak için çabaladığım, dışarıdan yardım istediğim ve yerine göre "sülale", yerine göre "Merrick Ailesi", "Merrickliler" olarak çevirdiğim "clan" kelimesinin kitabın baskısında karşıma "klan" olarak çıkmasını beklemiyordum. "Klan" kelimesi bizim dilimizde ilkel kabileleri, hatta Ku Klux Klan'ı çağrıştırıyor. Bu romanda ise gerçekten feodal düzende yaşayan, aynı soydan gelen insanlardan oluşan bir topluluktan bahsediliyordu "Clan Merrick" ifadesi ile.

Bizdeki aşiret kavramı gibi. "Aşiret" kelimesi tamamıyla kültürümüze özgü, bizimle ilgili çağrışımlar yaptığından onu kullanamazdım. Sonunda "klan" kelimesini kullanmayarak fakat anlamı vererek bu işin içinden çıkmıştım ya... olmamış. Yüzünü bile görmediğim redaktörüm "klan" kelimesini daha münasip bulmuş; çevirimdeki "fazlalıkları" budamış ve tebessümle metne bakıp: "Şimdi kuşa benzedin işte!" demiş.

Search

Translator's Blogroll

April 2007
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
<< < Current > >>
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30            

Misc

XML Feeds

What is RSS?

Who's Online?

  • Guest Users: 0

powered by
b2evolution